Psikolog Görüşmesi

Takıntı Tedavisi

Takıntı tedavisinde modern yaklaşımlar: ERP, BDT, ACT ve ilaç desteği ile bütüncül bir rehber.

10 dk okuma Yayın: 11 Haziran 2026 Uzman onaylı Bağımsız bilgi EEAT & GEO
Takıntı Tedavisi
Paylaş

Takıntı (Obsesyon) Tedavisi Nedir?

Takıntı; kişinin zihnine istemsiz olarak, tekrar tekrar giren, rahatsız edici, yersiz bulunan ancak bastırılamayan düşünce, dürtü veya imgelere verilen klinik isimdir. Tıbbi terminolojide 'obsesyon' olarak geçen bu düşünceler, yalnızca Obsesif Kompulsif Bozukluk kapsamında değil; yeme bozuklukları, beden dismorfik bozukluk, trikotillomani ve bazı kişilik bozukluklarında da görülebilir. Takıntı tedavisinin amacı düşüncelerin içeriğini değiştirmek değil, danışanın bu düşüncelerle ilişkisini dönüştürmektir.

Takıntıların en ayırt edici özelliği 'ego-distonik' olmalarıdır; yani kişinin değer yargılarına, kişiliğine ve isteklerine yabancıdır. Örneğin sevdiği birine zarar verme imgesi yaşayan bir kişi, aslında bu düşünceden dehşete düşer ve kendisini bu yüzden 'kötü insan' olarak yargılayabilir. Bu yargı, takıntıyı besleyen ana mekanizmadır.

Takıntıların Tipik İçerikleri

Klinik pratikte takıntılar belirli temalarda kümelenir. Bulaşma takıntıları (mikrop, kir, hastalık), zarar verme takıntıları (kendine veya başkalarına zarar verme imgeleri), cinsel takıntılar (uygunsuz cinsel düşünceler), dini takıntılar (skrupülozite / aşırı dindar kaygı), simetri ve düzen takıntıları, biriktirme takıntıları, ilişkisel takıntılar (partneri sevip sevmediğinden şüphe duyma) ve varoluşsal takıntılar (anlam, ölüm, gerçeklik sorgulaması) en sık görülen formlardır.

Her bir tema için tedavi yaklaşımı temel ilkeler açısından benzerdir, ancak içerik özelinde uyarlamalar gerekir. Örneğin bulaşma temalı takıntılar için maruz kalma hiyerarşisi farklıyken, kontrol temalı takıntılar için belirsizliği tolere etme egzersizleri ön plana çıkar.

Takıntıların Nöropsikolojik Temeli

Beyin görüntüleme çalışmaları, takıntıların ön singulat korteks, orbitofrontal korteks ve kaudat çekirdek arasındaki döngünün hiperaktivitesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu döngü, normalde bir tehdit algıladıktan sonra 'tamamlandı' sinyali üretir; OKB'de bu sinyal yetersiz üretildiği için kişi sürekli 'eksik kalmış' hissiyle yaşar.

Nörokimyasal düzeyde serotonin yetersizliği, glutamat hiperaktivitesi ve dopaminerjik modülasyon bozuklukları rol oynar. Bu nedenle SSRI'lar (serotonin geri alım inhibitörleri) ve bazı vakalarda glutamat modülatörü olan memantin tedaviye eklenir.

Takıntı Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Yaklaşım

Bilişsel Davranışçı Terapi'nin takıntı tedavisindeki temel mekanizması; düşüncenin içeriğiyle değil, düşünceye verilen anlam ve davranışsal yanıtla çalışmaktır. Salkovskis'in 'aşırı sorumluluk modeli'ne göre takıntılar, normal popülasyonun %90'ında zaman zaman ortaya çıkan 'istilacı düşünceler'dir. Bu düşünceleri 'tehlikeli', 'ahlaksız' veya 'önemli' olarak yorumlamak, onları takıntıya dönüştürür.

Terapide; düşünce kayıtları, davranışsal deneyler, sokratik sorgulama, üst-bilişsel teknikler (Wells'in MCT modeli), Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) yöntemleri kullanılır. ACT yaklaşımı özellikle 'düşünce balonu' egzersizleri ve değer odaklı yaşam pratikleriyle takıntıların 'zihnin gürültüsü' olarak normalleştirilmesine yardımcı olur.

Maruz Kalma ve Tepki Önleme (ERP) Detayları

ERP, takıntı tedavisinin altın standart davranışsal bileşenidir. Süreç şu adımlarla işler: (1) Tetikleyicilerin haritalanması, (2) Hiyerarşi oluşturma (0-100 SUDS), (3) Kademeli maruz kalma, (4) Ritüel önleme, (5) Habitüasyon, (6) Bilişsel yeniden değerlendirme. Bir bulaşma takıntısı vakasında; danışan kapı koluna dokunur, ellerini yıkamaz ve kaygı yaşamaya devam eder. Beyin, kaygının ritüel olmadan da azaldığını öğrenir.

Modern ERP literatüründe 'inhibitör öğrenme modeli' (Craske) ön plana çıkmıştır. Bu modele göre amaç kaygının seans içinde azalması değil, yeni 'güvenlik öğrenmesi'nin oluşmasıdır. Bu nedenle 'sürpriz maksimizasyonu', 'birden fazla bağlamda pratik' ve 'maruz kalma sonrası refleksiyon' önemli tekniklerdir.

Tedavinin Süresi, Süreci ve Beklentiler

Standart bir takıntı tedavisi protokolü 12-20 seans arasında planlanır. İlk 3-4 seans değerlendirme ve psikoeğitim, sonraki seanslar ERP egzersizleri, son seanslar ise relaps önleme ve değerlendirmeye ayrılır. Yetersiz yanıt durumunda Şema Terapi veya EMDR gibi tamamlayıcı yaklaşımlar düşünülebilir.

Tedavinin etkinliği danışanın ev ödevlerine bağlılığı, terapötik ittifak kalitesi, eşlik eden tanıların yönetimi ve aile desteğine bağlıdır. Profesyonel destek için klinikuzmani.com.tr üzerinden alanında uzman terapistlere ulaşılabilir.

İlaç Desteği ve Bütünleşik Yaklaşım

Şiddetli takıntı tablolarında veya psikoterapiye yetersiz yanıt durumunda SSRI sınıfı ilaçlar yüksek dozda kullanılır. Fluvoksamin (200-300 mg/gün), sertralin (150-200 mg/gün), fluoksetin (60-80 mg/gün) ve essitalopram (20-40 mg/gün) yaygın seçeneklerdir. Etki başlangıcı 4-6 hafta, tam etkinlik 10-12 haftadır.

Klomipramin, tedaviye dirençli vakalarda kullanılan trisiklik antidepresandır. Augmentasyon stratejilerinde düşük doz atipik antipsikotikler (risperidon, aripiprazol) tercih edilir. İlaç tedavisi mutlaka psikoterapiyle birlikte yürütülmeli; tek başına ilaç kullanımı uzun vadede yetersiz kalır.

Günlük Yaşamda Takıntı Yönetimi

Takıntıların günlük yaşamda yönetilmesi için bazı kanıta dayalı stratejiler vardır: (1) Düşünceyi bastırmaya çalışmamak — bu paradoksal etkiyle düşünceyi güçlendirir; (2) 'Şimdi anda kalma' ve nefes egzersizleri; (3) Düşünceyi 'sadece bir düşünce' olarak etiketleme (defüzyon); (4) Güven verme arayışından kaçınma — bu da bir kompulsiyondur; (5) Düzenli uyku, egzersiz ve kafein kısıtlaması.

Eşlik eden anksiyete ve depresyon tablolarının da paralel olarak ele alınması, tedavi başarısını belirgin biçimde artırır. Online terapi seçeneği erişim güçlüğü yaşayan danışanlar için etkili bir alternatiftir.

Neden Bağımsız Editöryel Rehbere Güvenmelisiniz?

Psikoloji Rehberi içerikleri; klinik psikolog, psikiyatrist ve akademik danışmanlardan oluşan bağımsız bir editöryel ekip tarafından, EEAT prensiplerine uygun olarak hazırlanır. Tüm tedavi protokolleri NICE, APA, WHO ve TPD güncel kılavuzlarına göre güncellenir. Profesyonel destek arayışındaysanız Klinik Uzmanı platformu üzerinden alanında uzman ruh sağlığı profesyonellerine ulaşabilirsiniz.

Takıntı Tedavisi Sürecinde Sık Karşılaşılan Tablolar

Takıntı Tedavisi sürecinde danışanların büyük çoğunluğu, semptomların yalnızca kendilerine özgü olmadığını öğrendiklerinde belirgin bir rahatlama yaşar. Klinik popülasyonun yaklaşık %2-3'ünü etkileyen bu tablo, Dünya Sağlık Örgütü'nün 'işlevsel yetiyitimine en çok yol açan on hastalık' listesinde yer almaktadır. Bu nedenle profesyonel destek aramak, kişisel bir başarısızlık göstergesi değil; bilimsel kanıtlarla desteklenmiş, kanıta dayalı bir tercihtir.

Tedavi sürecinin başında danışanlar sıklıkla 'ben mi anormalim?', 'bu düşüncelerim neyi söylüyor?', 'tedavi gerçekten işe yarayacak mı?' gibi sorularla gelir. Yapılandırılmış psikoeğitim oturumlarında bu soruların her biri kanıt temelli biçimde yanıtlanır; danışanın motivasyonu güçlendirilir ve tedaviye bağlılık artırılır. Psikoterapi süreci hakkında daha fazla bilgi için bağlantılı rehberlerimizi inceleyebilirsiniz.

Tedavinin ilk haftalarında yaşanan kaygı artışı sıklıkla geçicidir ve 'iyileşme krizi' olarak adlandırılır. Bu dönemde danışanın yanında olmak, ev ödevlerini desteklemek ve gerçekçi beklentiler oluşturmak terapötik ittifakı güçlendirir. Standardize ölçeklerle (Y-BOCS, OCI-R) ilerleme şeffaf biçimde izlenir.

Modern Nörobilim Bulguları ve Tedaviye Yansımaları

Son yirmi yılda yapılan fonksiyonel MR ve PET çalışmaları, OKB spektrum bozukluklarının altında yatan beyin devrelerini ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Orbitofrontal korteks, ön singulat korteks, kaudat çekirdek ve talamus arasındaki kortiko-striato-talamo-kortikal (CSTC) döngünün hiperaktivitesi, semptomların biyolojik temelini oluşturur. Başarılı tedavi sonrası bu döngüdeki aktivite normalleşmekte; hem psikoterapi hem de SSRI tedavisi benzer nörobiyolojik değişiklikler yaratmaktadır.

Nörokimyasal düzeyde serotonin sisteminin yanı sıra glutamat ve GABA dengesinin de rol oynadığı gösterilmiştir. Bu nedenle dirençli vakalarda glutamat modülatörü memantin, N-asetilsistein (NAC) ve riluzol gibi ajanlar araştırma kapsamında değerlendirilmektedir. Derin beyin stimülasyonu (DBS) ve transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) ise şiddetli ve dirençli vakalarda umut verici sonuçlar göstermektedir.

Genetik çalışmalar SLITRK1, SAPAP3 ve serotonin transporter genlerindeki varyantların OKB yatkınlığıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler, geleceğin kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları için temel oluşturmaktadır.

Tedavinin Etkinliğini Artıran Faktörler

Klinik çalışmalar, tedavi başarısını belirleyen başlıca faktörleri ortaya koymuştur: (1) Tedaviye erken başlama — semptom başlangıcından sonraki ilk 2 yıl 'altın pencere' olarak tanımlanır; (2) Yapılandırılmış ev ödevlerine bağlılık — ERP egzersizlerinin haftada en az 5 gün, günde 30-60 dakika sürdürülmesi; (3) Terapötik ittifak kalitesi — danışan-terapist arasındaki güven ilişkisi; (4) Eşlik eden tanıların eş zamanlı yönetimi; (5) Aile desteği ve akomodasyonun azaltılması; (6) Yeterli ilaç dozu ve süresinin uygulanması.

Tedaviye dirençli vakalarda 'yoğun ambulatuvar program' (haftada 3-5 seans ERP), gündüz hastanesi seçenekleri veya yatarak tedavi değerlendirilebilir. Multidisipliner ekip yaklaşımı (psikiyatrist, klinik psikolog, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapist) en iyi sonuçları sağlar.

Tedavi sonrası takip seansları, kazanımların korunması için kritiktir. 3., 6. ve 12. aylarda yapılan booster seanslar, relaps oranını anlamlı biçimde azaltır. Online terapi bu takipler için pratik bir seçenektir.

Eşlik Eden Tanılar ve Bütüncül Yaklaşım

OKB spektrumundaki bozukluklara sıklıkla depresyon, anksiyete bozuklukları, panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu eşlik eder. Bu tabloların eş zamanlı yönetimi tedavi başarısını ciddi şekilde etkiler.

Tikler, Tourette sendromu, beden dismorfik bozukluk, trikotillomani (saç yolma), eksoriasyon (cilt yolma) ve biriktirme bozukluğu OKB ile yakın akrabadır; tedavi protokolleri benzer ilkelere dayanır. Şema Terapi özellikle uzun süreli, dirençli ve kişilik özelliklerinin de devreye girdiği tablolarda alttaki şema kalıplarını ele almak için bütünleştirilir.

Travma öyküsü olan danışanlarda EMDR ve travma odaklı BDT, OKB tedavisine tamamlayıcı olarak eklenebilir. Travmatik anılar zaman zaman kompulsif davranışların altında yatan asıl tetikleyici olabilir.

Profesyonel Destek ve Sonraki Adımlar

Eğer siz veya yakınınız takıntı tedavisi sürecinde profesyonel destek arıyorsanız, alanında uzman, deneyimli klinik psikolog ve psikiyatristlere ulaşmak için Klinik Uzmanı platformunu kullanabilirsiniz. Platform üzerinden uzman seçimi, randevu yönetimi ve online terapi seçenekleri sunulmaktadır.

Tedavi süreci yalnızca semptomları azaltmakla kalmaz; danışanın yaşam kalitesini, ilişki doyumunu, iş ve okul performansını anlamlı biçimde iyileştirir. Bilimsel literatür, başarılı tedavi sonrası danışanların %60-80'inin uzun vadeli remisyon yaşadığını göstermektedir.

Acil durumlarda 112'yi arayınız. Bu içerik tıbbi tavsiye yerine geçmez; tedavi kararları için mutlaka yetkili bir sağlık profesyoneline danışınız.

Mitler, Yanlış İnanışlar ve Doğru Bilgiler

Takıntı Tedavisi hakkında toplumda yaygın olan yanlış inanışlar, danışanların tedaviye geç başvurmasına ve damgalanma kaygısına yol açar. En sık karşılaşılan miflerden biri, OKB'nin 'iradesizlik' veya 'aşırı titizlik' olarak algılanmasıdır. Oysa bilimsel kanıtlar OKB'nin orbitofrontal-singulat-striatal döngünün işlevsel bozukluğuna dayanan nörobiyolojik bir tablo olduğunu açıkça göstermektedir.

Bir diğer yaygın mit, takıntıların 'kişinin asıl niyetlerini yansıttığı' inancıdır. Aksine; saldırganlık, cinsel veya dini içerikli takıntılar ego-distoniktir, yani kişinin değerlerine ve isteklerine yabancıdır. Klinik literatürde bu tip takıntılara sahip kişilerin eyleme dönüşme oranı, genel popülasyondan farklı değildir; aksine kişi bu düşüncelerden dehşete düştüğü için ekstra önlemler alır.

'OKB ilaçları bağımlılık yapar' inancı da yaygın bir yanılgıdır. SSRI sınıfı ilaçlar bağımlılık yapmaz, ancak ani kesim halinde 'kesilme sendromu' yaşanabilir. Bu nedenle ilaç kesimi mutlaka kademeli ve hekim kontrolünde yapılmalıdır. Klinik Uzmanı platformu üzerinden alanında uzman psikiyatrist desteği alınabilir.

'Bir kez OKB başladıysa ömür boyu sürer' düşüncesi de yanıltıcıdır. Kanıta dayalı tedavi protokolleriyle hastaların %60-80'inde anlamlı semptom azalması ve sürdürülebilir remisyon sağlanır. Tedaviye erken başlamak ve protokole bağlılık prognozu belirgin biçimde iyileştirir.

İş, Eğitim ve Sosyal Yaşamda Etkiler

Takıntı Tedavisi sürecinin iş hayatına etkileri ciddi olabilir. Şiddetli vakalarda saatlerce süren ritüeller, evden çıkışı geciktirir, mesai saatlerinde performans düşer, görev tamamlama süreleri uzar. Mükemmeliyetçilikle bağlantılı vakalarda iş sunumlarına aşırı zaman ayrılması, ekibe geri bildirim verirken takılma ve karar verme güçlüğü görülür.

Öğrencilerde sınav döneminde semptomlar tipik olarak alevlenir; ders çalışma sırasında satırları tekrar tekrar okuma, notların 'mükemmel' olmasında ısrar, sınav sorusunu defalarca okuma, cevap kâğıdını kontrol etme gibi davranışlar zamansal başarısızlığa yol açar. Bu vakalarda eğitim kurumlarıyla iletişim, ek süre düzenlemeleri ve psikiyatrist raporu önemli destek sağlar.

Sosyal ilişkilerde de OKB belirgin etkiler yaratır. Bulaşma takıntısı olan kişiler ziyaretçi kabul etmekten kaçınır; kontrol takıntısı olanlar randevulara geç kalır; ilişkisel takıntıları olanlar partnerlerinden sürekli güvence ister. Bu örüntüler ilişkide gerginlik yaratır. Çift terapisi ve aile danışmanlığı tedavi planının önemli bileşenleridir.

İş yerinde 'makul uyumlandırma' (reasonable accommodation) yaklaşımıyla esnek mola düzenlemeleri, sessiz çalışma ortamı, görev önceliklendirme desteği gibi düzenlemeler işlevselliği koruyabilir. Ancak akomodasyon, ritüellere çevresel uyumlanma anlamına gelmemelidir; aksine danışanın tedavi sürecini destekleyici nitelikte olmalıdır.

Tedavi Sonrası Yaşam ve Kişisel Gelişim

Takıntı Tedavisi sürecinden geçmiş bireyler, tedavi sonrası dönemde sıklıkla 'travma sonrası büyüme' benzeri bir dönüşüm yaşadıklarını belirtir. Belirsizlikle baş etme becerisi, duygusal regülasyon, mindfulness pratiği, kendine şefkat ve değer odaklı yaşam gibi kazanımlar OKB tedavisinin yan ürünleridir. Bu beceriler yalnızca semptomları azaltmakla kalmaz; genel yaşam doyumunu, ilişki kalitesini ve iş performansını da iyileştirir.

Tedavi sonrası yaşam tarzı önerileri arasında düzenli uyku (7-9 saat), haftada 150 dakika aerobik egzersiz, dengeli beslenme, kafein/alkol/nikotin kısıtlaması, günlük 10-20 dakikalık mindfulness pratiği, sosyal destek ağının korunması, hobiler ve değer odaklı aktivitelere zaman ayırma yer alır. Bu yaşam tarzı değişiklikleri, beyin nörobiyolojisini olumlu yönde modüle eder.

Birçok danışan, tedavi sürecinden sonra deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak ister; akran destek grupları, bilinçlendirme çalışmaları ve gönüllü hasta hakları savunuculuğu bu yolu açar. Online terapi ile uzaktan da süreklilik korunabilir; takip seansları, relaps önleme için kritik öneme sahiptir.

Kanıta Dayalı Kaynaklar ve Editöryel Süreç

Bu rehber; APA (American Psychiatric Association) Practice Guideline, NICE (National Institute for Health and Care Excellence) klinik kılavuzu, WHO mhGAP modülü, International OCD Foundation kaynakları ve Türkiye Psikiyatri Derneği yayınları referans alınarak hazırlanmıştır. İçerik en az iki klinik psikolog ve bir psikiyatrist tarafından gözden geçirilmiş; bilimsel doğruluk, klinik uygulanabilirlik ve okuyucu güvenliği açısından değerlendirilmiştir.

Tüm rehberlerimiz EEAT (Experience, Expertise, Authoritativeness, Trustworthiness) ilkelerine uygun olarak yapılandırılmıştır. İçerikler düzenli olarak güncellenir; yeni klinik kanıtlar, kılavuz değişiklikleri ve danışan geri bildirimleri doğrultusunda revize edilir. Klinik Uzmanı platformu, alanında uzman ruh sağlığı profesyonelleriyle iletişime geçmek için güvenilir bir adrestir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlardan önce mutlaka yetkili bir sağlık profesyoneline danışınız. Acil ruhsal kriz durumlarında 112'yi arayınız.

Takıntı Tedavisi İçin Pratik Günlük Stratejiler

Takıntı Tedavisi sürecinde günlük yaşamı kolaylaştıran kanıta dayalı stratejiler arasında; sabah rutininin yapılandırılması, kaygı tetikleyicilerinin günlüğe yazılması, küçük zafer kutlamaları, kendine şefkat egzersizleri ve hedeflenebilir günlük hedefler yer alır. Danışanların büyük çoğunluğu, yapılandırılmış bir günlük rutin ile semptom yükünün ek olarak %15-25 oranında azaldığını bildirmektedir.

Mindfulness temelli farkındalık uygulamaları; düşüncelerle özdeşleşmeden gözlem yapma becerisini güçlendirir. Günde 10-20 dakikalık nefes egzersizleri, vücut taraması ve farkındalıkla yürüyüş gibi pratikler, otonom sinir sistemini düzenler ve baz kaygı seviyesini düşürür. Egzersiz, özellikle aerobik aktiviteler, doğal bir antidepresan ve anksiyolitik etki gösterir; haftada en az üç gün, otuz dakika orta yoğunluklu egzersiz önerilir.

Sosyal destek ağının korunması, izolasyonun önlenmesi için kritiktir. Aile üyeleri, yakın arkadaşlar ve gerektiğinde akran destek grupları bu ağın temel bileşenleridir. Profesyonel destek için Klinik Uzmanı platformu üzerinden alanında deneyimli klinik psikolog ve psikiyatristlere ulaşabilirsiniz. Tedavi yolculuğunda yalnız olmadığınızı bilmek, motivasyonu sürdürmenin en güçlü kaynaklarındandır.

Uzman onaylı
Medikal redaksiyon
Bağımsız
Klinik teşviki almaz
Güncel
Son güncelleme: 11 Haziran 2026

İlgili tedaviler

Tümünü gör
Editöryel Şeffaflık & EEAT

Psikoloji Rehberi bir bilgi rehberidir, bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değildir.

Bu sayfada yer alan hasta ve danışan görüşleri; ilgili doktorun, uzmanın ya da kliniğin doğrudan veya dolaylı emri, talebi ve/veya ricası olmaksızın, ilgili danışan tarafından bağımsız olarak yazılmaktadır. Klinik Uzmanı'nın temel amacı, sağlık alanında kamuoyunun daha iyi bilgilenmesini ve danışanların doğru klinik ile şeffaf biçimde buluşmasını sağlamaktır.

Klinik Uzmanı bir başvuru, tanı veya tedavi hizmeti değildir; hiçbir sağlık hizmeti sağlayıcısını tavsiye etmez, desteklemez veya garanti etmez. Platformda yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve psikolog görüşmesi, tanı ya da tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlardan önce mutlaka yetkili bir sağlık profesyoneline danışınız; acil durumlarda 112'yi arayınız.

Tüm medikal içerikler EEAT (Experience, Expertise, Authoritativeness, Trustworthiness) ilkeleri, güncel klinik kılavuzlar ve Klinik Uzmanı Medikal Redaksiyon Politikası çerçevesinde hazırlanır, uzman onayından geçer ve düzenli olarak gözden geçirilir.

Yapay zeka destekli yanıt motorları (Google AI Overviews, ChatGPT, Perplexity, Gemini) için içeriklerimiz GEO (Generative Engine Optimization) standartlarına uygun şekilde yapılandırılmıştır.

Tüm tedavi içeriklerini incelemek ister misiniz?

Tüm tedaviler